31 Ekim 2015 Cumartesi

Bu Hüznün Mesnevisi Yazılmadı* - Eyüp Aktuğ

(Karanfil Fanzin'in 16. sayısında yayınlanmıştır.)

Onu anmaya ve anlatmaya onun kelimelerinden hareketle başlayacağım. Çünkü bazı şairler yeryüzünde kiracılığını doldururken, kelimelerini de alarak göçerler bu dünyadan. Mesela yort ve savul sözcükleri Ece Ayhan’ı, çile ve kaldırımlar sözcükleri Necip Fazıl Kısakürek’i, diriliş ve sağanak sözcükleri Sezai Karakoç’u anımsatıyor ve anlatıyor. Satranç, nehir, hüzün, andaç, ilkyaz, güz, İskender, terk, canerik gibi kelimeleri de birbirine eklendiği zaman zihnimizde travolta kesimi saçlarıyla ve daima bir ıssızlık hali olan gözleriyle bir şair portresi beliriyor. Satrançtaki ilk açılışı, ilk aşka benzeten ve artık geri dönüş yoktur diyerek devam eden bir şair. Evet, dönüş yoktur artık.
evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış
artık dönüş yoktur
İlhami Çiçek, bir ilkyazdan koca bir güz yontan adam. Yirmi dokuz yıllık şiir yatağında gürül gürül akan bir ırmak. Hüznümüzde seğiren bir ağrı, kalbin orta yerinde çağıldayan bir çift göz. Terkisinde taşıdığı o kadim ve kabarık öyküye bizi de şahit tuttu. Yeryüzünün en meselesi, İlhami Çiçek şiirinin ana damarlarından birisiydi. İlhami Çiçek şiirlerinde inancın kavgasını veriyor ve inançsızlığı reddediyordu. Hayatın bir karşılığı olarak “satranç” isimli oyunu kabul eden şair, “göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği / bir oyundur satranç” mısralarında bu izahı belirginleştiriyor.

“Göğe bezgin bakmak” imgesini biraz irdeleyelim. Aklımıza ümit kesme, umudunu yitirme hali geliyor. Göğe derken de, bizce işaret edilen bir metafor var. Bir yaratıcı ve mutlak güç sahibinden bahsediliyor sanki. Tablonun önündeki buz cam kırılıyor, resim karşımızda… Göğe bezgin bakanların –yani mutlak güç sahibinden ümidini kesenlerin- bir türlü öğrenemediği / bir oyundur satranç –yani dünya imtihanı-.
yerine göre piyon da bir tufandır
içinde hep bir vezir sürekli mahzun
İşin künhüne varıyoruz. İlhami Çiçek şiirini karşılayacak bir kelime varsa o da “oyun” kelimesidir. Oyun ise hayatın bizatihi kendisidir. Hayat ise başlı başına bir trajediden ibarettir onun şiirinde. Bunun içindir ki hüzün kelimesine sıkı sıkıya sarılır. Çünkü yalnız hüznü vardır kalbi olanın. Ardından oyunun nasıl sürdürüleceğini öğreniyoruz İlhami Çiçek’ten. Hayat bir oyundur ve bir trajediden ibarettir. O halde bizi oyuna bağlayacak olan bir şey olmalı. O şeyin adı sabırdır. Bunu yine Satranç Dersleri’nin şairinden öğreniyoruz. Aşkı ve umudu, yenilgiyi ve zaferi, duyarlılığı ve kaçışı, tarihsel bir derinlik halinde İlhami Çiçek’in sesinde buluyoruz. Çünkü İlhami Çiçek, kalbinden konuşan bir şair. Ona göre bir insan en çok ağlarken güzeldir.
ağlayanları severim ve güzeldir ağlamak
denebilir ki-
bir insan en çok ağlarken güzeldir 
İlhami Çiçek’i rahmetle yâd ediyor, onun şiirini bizlere bırakılan bir emanet olarak görüyoruz.

* İlhami Çiçek’i hissetmeye ve hissettirmeye çalıştığımız bu sayımıza “Bu Hüznün Mesnevisi Yazılmadı” isimli yazımla katkıda bulundum. Yazımın başlığını Satranç Dersleri’nden bir mısraı ile kurdum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder